content top

Bit Palas

Bit Palas

Elif Şafak’ ın Firarperest‘ ten  sonra okuduğum ikinci kitabını dün bitirdim. Merkezine bir apartmanı (Bonbon Palas) koyarak, o apartmanın içinde ve etrafında kesişen hayatları, tüm yaşanılanların birbirleri ile bağlantısını, tek tek detayları ve bütünün kendisini nefis bir kurgu ile aktarmış. Romandaki tüm karakterler aslında karşı komşumuz olabilecek kadar sıradan. Basit hayalleri, basit...

Devamı

Mıkla

Mıkla

İşten eve çok yorgun ve çok aç geldiğim bir akşam çok sevdiğim birisi beş dakikada hazırlayıp sofraya koyuverdi. Bu kadar basit ve bu kadar lezzetli bir tarifi bugüne kadar nasıl duymamışım, hayret. Mıkla bir Kilis yemeğiymiş. Bir baş sarımsak havanda tuzla ezilip yoğurda eklenir ve yoğurt krema kıvamına gelinceye kadar bir kaç dakika kaşıkla çırpılır. Tavada eritilen tereyağına arzuya göre sayıda...

Devamı

The Notebook

The Notebook

Hayatımda yeterince dram olduğu için sanırım; ağdalı, salya sümük ağlamalı dramları izlerken sıkılıp vazgeçtiğim çok olmuştu. Bu sefer de öyle olacağını korkarak kıramadığım birisi ile izlemeye başladım The Notebook‘ u. Ne yönetmeni, ne de orijinal romanın yazarı hakkında olumlu ya da olumsuz bir önyargım olmadan izledim filmi. Başlangıçta hikaye klişe idi. Türk filmlerinde yüzlerce örneği...

Devamı

Serenad

Serenad

Zülfü Livaneli’ nin son romanı Serenad’ ı okumayı bitirdim. Serenad’ ı duyunca aklıma ilk gelen Ahmet Muhip DRANAS’ ın şiiri oldu. Belki 20 sene olmuş okumayalı : Yeşil pencerenden bir gül at bana, Işıklarla dolsun kalbimin içi. Geldim işte mevsim gibi kapına Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ. Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak Ben aşkımla bahar getirdim sana; Tozlu yollarından...

Devamı
content top