Bit Palas

Elif Şafak’ ın Firarperest‘ ten  sonra okuduğum ikinci kitabını dün bitirdim. Merkezine bir apartmanı (Bonbon Palas) koyarak, o apartmanın içinde ve etrafında kesişen hayatları, tüm yaşanılanların birbirleri ile bağlantısını, tek tek detayları ve bütünün kendisini nefis bir kurgu ile aktarmış.

Romandaki tüm karakterler aslında karşı komşumuz olabilecek kadar sıradan. Basit hayalleri, basit korkuları, bazen de korkunç sırları olan herkes gibi insanlar. O kadar hayatın içinden bir öykü ki anlatılan, romandaki neredeyse tüm kişilerle daha önce bir yerlerde karşılaştığıma yemin edebilirim.

Bazı romanlarda hikayenin kendisine kapılıyorum; bir an önce kitabı bitirerek olay örgüsünün tamamını görmek için açlıkla okuyorum.

Bu kitapta öyle olmadı. Yazarın nerelerde gezerek küçük kağıtlara not aldığını, aldığı notları teker teker zihninde yoğurarak hikayeye nasıl eklediğini hayal ettim sürekli. Bilakis yazarın her cümleyi yazarken ne hissettiğini, ne hayal ettiğini anlamaya çalışarak yavaş yavaş ve tadını çıkara çıkara okudum.

Aşırı popülerliği yüzünden Elif Şafak’ tan (en azından bir süre) uzak durmaya niyetli idim. Çok sevdiğim birisinin önerisi ile okuduğum ilk romanı Bit Palas oldu. Artık diğerlerini okumak için sabırsızlanıyorum.

Hikayenin üzerine kurgulandığı çemberleri Elif Şafak’ ın kendinden dinlemek için :

yorumlar kapalıdır.